Yazılar posta kutuna gelsin mi?

31 Ekim 2015 Cumartesi

Cep telefonu çıktı, mertlik bozuldu

Okulun kaynaşma brunch şeysindeyiz… Dediğim gibi biz muhteremle pek kaynaşamadık. Zaten bakma buradan böyle car car konuştuğuma ben biraz asosyal bir tipimdir. İlker desen az bildiği ortamlarda az konuşur. O etkinliğe gittik, oturduk, bizim oğlan zaten top tepmeye gitti, biz kafa kafaya muhabbet ettik birbirimizle. Millet evvelden kaynaşmış zaten. Bunlar çocuğunu okuldan alan, aldıktan sonra da birlikte Agora’ya filan geçip takılan anneler, çoğu zaten çalışmadığı için çay kahveye gidiyorlar birbirilerine, yani muhabbetleri zaten var. Ben insanların yüzlerini bile aklımda tutamıyorum. Allahtan ablamın ortaokul arkadaşı İnci var, Arca’nın sınıf arkadaşının annesi, bir de kitap kulübünden Hümeyra, o kadar. Neyse biz de etkinliklere katılım gösterdik, ben totomla balon patlattım, İlker dalgasını geçti, o halat çekme ekibindeydi, bizim sınıf kazandı, filan…


Günün sonunda bizim çocuklar Almanca şarkı öğrenmişler, söyleyip dans edecekler. Nasıl şirinler, yersin. Benim boy da kısa ya, tünedim bir şemsiye gölgesine, benimkini kesiyorum uzaktan. Şarkı da bitmek bilmedi, sıkıcı. Etrafıma bakındım bir an, allah seni inandırsın, gösteriyi izleyen tek kişiydim! İstisnasız herkesin elinde cep telefonu, video fotoğraf çekiyor. Niye ki? Ana baba oradasınız zaten izliyorsunuz, sonra zaten çocuklar da bitse de gitsek modundalar, hepsinin aklı oyunda, bir adanmışlık yok yani…  

Bak hatta ben de onları çektim telefonla. Çocukların tarafından bakarsan, cep telefonlarına şarkı söylüyorlar, bir göz teması bile yok ana babalarıyla. Ya da onlarla eğlenmiyorlar, sadece telefona poz veriyorlar.

Anı yaşamak yerine, sonra aynı duyguları yaşatmayacak ve fakat tekrar tekrar oynatılabilecek anlar yaratmak mı yaptıkları?

Yargılamıyorum tabii ki, ne haddime? Hem ben değil miyim, sosyal medya fenomenciği? Hem ben değil miyim, çocuğunun fotoğraflarını bırak anneanne dedesiyle, hiç tanımadığım insanlarla paylaşan? Benim tabii ki…

Ama sana bir şey diyeyim mi? Bu telefonlar bu kadar şahane çekim yapmazken biz bu kadar manyak değildik. Fotoğraf çekerdim ben. İyi bir makinem var, fotoğrafçılık kursuna gittim ve belki yüzlerce fotoğraf çektim. Sonra ne oldu? Cep telefonları o kadar pratik geldi ki, makine kenara bırakıldı. Cep telefonuyla çekiveriyorsun, elini yüzünü düzeltip hemen paylaşıyorsun. Zahmetsiz…

En son yıllık geleneksel yılbaşı ağacı süsü fotoğraf çekimi – hani yıllardır hep makinemle yaptığım çekimi – cep telefonumla yaptığım gün anlamalıydım… Rezilsin yeliz, o makineye verdiğin paraya yazık!

Kıssadan hisse, size anı yaşayın, her miktiri boktan saniyeyi de cep telefonu ekranından izlemeyin, demeyeceğim. Sadece ben artık her miktiri boktan saniyemi cep telefonu ekranıma hapsetmeyeceğim ve bundan gayri blogda gerçek fotoğraf makinesi ile çekilmiş, gerçek fotoğraflar kullanacağım. Siz özgürsünüz:P

Bu da “Kasım’da ne yapmalı?” postuna son madde olsun… İlk maddeyi hepimiz biliyoruz diğerleri az sonra :)

2 yorum:

  1. kesinlikle katılıyorum... kendi adıma bazen ben de alakalı alakasız herşeyi çekerken yakalıyorum kendimi ama sonra fark ediyorum ki Hüma acayip sıkılıyor bu durumdan.. sonradan izlemek hoşuna gitse de o anın "an"lığını kaçırıyor...

    YanıtlaSil
  2. Fakat bu fotoğraf çok iyi olmuş! Kaldır kafanı da çocuğuna bak değil mi, zaten çocuklarda pozcu oldu bizim yüzümüzden:(

    YanıtlaSil